• fokur fokur yazarlarının yazdığı, yazmaya çabaladığı, paylaşmaya değer bulduğu şiirlerdir.

    bir gün bir güneş doğdu.
    o gün en uzun günüm,
    yüzümdeki gülümseme
    güneşten sıcak
    yüreğimdeki kıvılcım
    güneşten parlak.

    bir gün bir güneş battı.
    ay yok, yıldız yok,
    gökyüzü kaskatı.
    bir ağırlık,
    gönlüm kış uykusuna yattı.

    bir gün, bir güneş, bir gece.
    ömür gibi, kısacık.
    bir aşk, bir ayrılık.
    bitti, kalmadı ışık.

  • bir neden arıyorsan yaşamaya,
    o gittikten sonra,
    bir yol arıyorsan,
    sıkılma, ara.
    ne yılları devirdin, çığlık çığlığa,
    ne sularda yüzdün,
    döndün balığa.
    hangi yangın kül eyledi,
    hangi depremde yıkıldın?
    hangi yara geçmedi,
    ne zaman bıraktın kendini yalnız?
    bir sebep arıyorsa yıkılmaya bu çınar,
    yok bir sebep.
    ölmeden yıkılmayız.

  • gel, gidelim.
    çantamdakiler ikimize de yeter.
    gidelim umudumuzu sırtlanıp,
    olmak zorunda olduğumuz değil,
    olmak istediğimiz yere.
    en azından denemedik demeyiz.

    gel, gidelim.
    utangaç bir gülümseme,
    sıcak bir dokunuş yeter bize.
    gidelim, gidelim işte.

    gel, gidelim.
    doğan güneşi kucaklarız hem,
    başını okşarız yalan görmemiş çocukların.
    aşkı anlatırız onlara,
    imkansızı.

    gel, gidelim.
    gidelim işte.

  • olur da mevsimler bahara çalar,
    bir kuş uçar yüreğinden habersiz,
    unutursun beni, belli mi olur,
    belki mutlu bile olursun bensiz.

    güneş gözlerinde parlar yeniden,
    bulutlar çekilir, yok olur hüzün,
    aşk bu planı yok, gelir aniden,
    eski anıları görmez ki gözün.

    dün mutlu ol diyen bencil yüreğim,
    bugün gülüşünden muzdarip ise,
    kalmadı amacım, bitti ereğim,
    olamadım sensiz, budur hadise.

    çaresi yok, gönül, dinlemez ki söz.
    bitap düştüm inan, ben de yoruldum.
    bensiz mutluluğunu görmesin bu göz,
    duymayayım hatta, zaten vuruldum.

    kaçtım, gidemedim senden uzağa,
    sustum, geçer dedim, olduramadım.
    düştüm, düşmem sandım, böyle tuzağa,
    yerini ne yapsam dolduramadım.

  • başa döndü bitmez dediğin oyun
    koyun misali boyun eğdin sürüye
    yürüye yürüye biter sanmıştık
    kanmıştık kendi yalanımıza.
    kalanımıza allah sabır versin
    dersin hiç yaşanmamıştı bu masal
    yasal bir oyundan ibaretti yaşanan
    kaşınan kendimizdik oysa
    koysa koysa ne kadar koyar
    doyar mı kötülüğe bu gardiyan
    vardiyan bitmedi, bitmez bu yalan
    kalan safi acıdan ibaret
    ibret al ve bitir.
    yitir içinde ne varsa
    sarsa içini iyi niyet
    diyet verilecekse ver
    der babam da her zaman.
    yaman bu acı
    ilacı yok ki derman olsun
    dolsun gözleri ve ağlasın.
    bağlasın gözünü
    özünü görsün.
    dürsün yazdığı herşeyi
    bir şeyi unutma sakın, yaşamak
    kaçamak anlarla bezeli
    ezeli yalnızlık.

  • son şiirim bu sana
    boşuna bekleme
    içinde sevgiye dair hiç bir şey yok
    kendinle beraber bitirdin bendeki her şeyi
    yüreğimden ne geldiyse döküyorum kağıda
    kalmadı içimde hiçbir şey sen ve sevgin adına
    yok, artık unuttum ben seni
    gecelerce seni düşünmek yok
    bir gülüş, bir bakış için saatler tüketmek yok
    en koyu umut maviliklerinde seni aramak yok
    şarkılarım da sensiz çalıyor
    türkülerimde ismin yok
    ve artık
    izmir dendiğinde bir vefasızı hatırlayıp
    üzülmeyeceğim
    sen izmir'i sevememe sebebim olamayacaksın
    değmezmiş sana, gözümde fazla büyütmüşüm
    vefasızlık kokan yüreğini
    boşunaymış her şey,
    anlayamamışım bunca zaman
    sana yaşamak haram artık
    anlamsız kıldığın dünyamda
    gökyüzüne baktığımda seni görmek yok
    bulutlar artık güneşime engel değil
    yağmur artık senin adın olmayacak
    ben var olamadım senin için hiçbir zaman
    artık senin için var olabilme kaygım da yok
    ve benim adımın geçtiği hiçbir yerde olamayacaksın
    sana tüm günahlarımı bırakarak
    ve sevgi adına yazdığım şiirleri alarak
    hoşça kal diyorum
    tüm günahlarımın bedelini
    yokluğuna yüklüyorum
    ve senin için inandığım şarkıların
    nakaratlarıyla
    hoşça kal diyorum...

  • yalnız kalıp kağıttan uçak yapmak istiyorum,
    sonra attığım o uçakları biri alıp getirsin istiyorum,
    gördüğünüz gibi kendimle bile çelişiyorum,
    herkes gibi ben de yalnız kalmaktan korkuyorum.

  • bir çiçeğin,
    rüzgarla boynunu bükebilmek tuvalde...
    bir çocuğun,
    yüzünü kirletip
    gözlerinin içini dünyanın pisliğinden temizleyebilmek...
    terkedilmişliği,
    bir bankın üzerinde insan bedeninde yığmak...
    suyu,
    çatlamış toprağın sevincinde çamura bulamak...
    toprağın kokusunu,
    amerikan bezinde buharlaştırmak...
    kadının,
    çıplak ruhunu sereserpelemek umarsızca...
    bir çığlığı,
    bakanın yüzünde patlatmak...
    siyahlar içinde bir hüznü,
    mutluluğun yanına yakıştırabilmek gölgelemeden...
    bir arzuyu bir isteği,
    avuçlarda çizmek çizgilere değmeden...
    ve,
    bir içten geleni,
    aynı avuçlara bırakmak titretmeden utandırmadan...
    yüzden düşen bin parçayı,
    bir parça renkle toplayabilmek dağıtmadan...

    kolay mıdır,
    bir bez parçasına,
    hayatın kaliteli kumaşını yamayabilmek...

  • aşk, bizimle büyüdü,
    küçücüktü senin yanında,
    büyümeye hasretti benim yanımda...
    yan yana geldik ve büyüdü aşk...
    kocaman oldu,
    kendini aştı...
    geride kalan haline güldü,
    dalga geçti ufak haliyle...
    halinden o kadar memnundu ki,
    öncesi ve sonrası yoktu...

    doldurdu dışımızı, içimizi...
    doldurdu, doldurdu...
    ve dayanamadı aşk,
    içimizden dışımıza taştı.
    etrafa saçıldı.
    artık ne sen yetiyordun ona
    ne de ben...

    itildik, yıkıldık...
    birbirimize düştük...
    sen suçluyordun beni,
    ben suçluyordum seni...
    aşk için kavga ediyorduk.
    onun için birbirimizi kırdık,
    birbirimizden nefret ettik...

    aşk kendini şampiyon ilan etti...
    ve iki mağlup vardı.
    sen ve ben...
    aşkın ayakları altında ezildik.
    biz, onu yenmeli ve istediğimiz gibi yönlendirmeliyken,
    o bizden üstün oldu...

    bizi alt etti aşk...
    şimdi ne sen varsın
    ne de ben...
    sadece aşk var.
    hala korkusuz, hala doyumsuz...
    ve hala kendine uygun kurbanlar arıyor,
    dilediğince büyüyebilmek için,
    altedeceği, yokedeceği...
    tıpkı bizim gibi...

  • seni sevmiyorum ben

    bu gün ,bir kez daha anladım...
    sevginin ne olduğunu,
    sevmenin kelimelerden ibaret olmadığını..
    yürekten sevmenin ne olduğunu.
    sevginin kelimelerle sınırlı kalan ,
    sahte mutluluğun sığ dehlizleri
    olmadığını...

    anladım ki;
    saf aşk,
    her sabah doğan güneş gibi,
    gön(ü)le konan bir damla ses gibi.

    her sabah, her akşam
    bitmeyen ,
    hayat gibi...

    sonsuzlukda
    daima
    hep, ilk gibi.

    sen gibi
    ben gibi
    biz
    gibi...

    seni hep yeniden
    yeniden,
    yeniden,
    sevmek gibi.